Kıran girdi gençliğime .
Serseri yağmurlarda,
Sınır ötesi rüzgarlarda,
Şarkılar mırıldanarak yürüdüğüm keş sokaklarda
Siren seslerinde yiten,
Kötürüm bir aşkla yürüyorum...
Yeşile basmadan, papatyalara dokunabilme tadında,
Sevişen gözlerin kirpiği ol sevgilim.
Mutlu kaygısız günlerime saplanan bir bıçağın izisin tam şuramda...
Ah yorgun bedenim söyle
Kiminle yürüyorum yolları,
Hangi köşede bıraktım seni...
Yolda bırakıp,
Kurda kuşa terk edip,
Hangi haine gammazladım AŞKI...
Yoklukta aşkla çırpınıyor yüreğim...
"Yanlızlığım" ise henüz geldi yoldan : Yorgun...
Kim vurduya giden sol yanım,
Kızıl damlalardan bir yağmur gibi yağarken,
Yüzümde gözyaşının beyaz, tuzdan izi
Kızıl derinliğe karışır.
En derinde pembe, utangaç bir buluşma
Umut kırpığı benimkisi.
Kaç-göç sevdaların yaşandığı zamanlarda
Eşini arayan ruhlar
Sunaklarda bir adak gibi
Yatar upuzun...
Kerbela'da toza karışmış
Hüseyni bir ezgi ile
Gece bakışlarında bir yolcuyum,
Giderim kırgın, mahzun.
Seninle, bir düşü uyudum.
Korkusuz sevgilerde nefes gibi
Gidiyorum:"Allaha ısmarladık"
09 Haziran 2009 Salı
16 Şubat 2009 Pazartesi
SU UYUDU...
Su uyurken
Sıtmalı hayallere sürüklüyor gerçeğini ömrüm...
Sürükleniyor peşin sıra saklı duygular da...
Çakal sesine karıştı suyun sesi...
Ve Film bitti.
Su uyudu
Begonyaların küpelerinde takılı ilk sevgi gülümsüyor
Masum...Cürmüm kadar tutuşturdum yüreğimi.
Haykırıyorum isyan bayrağı elimde:
"Denizkabuklarına isimler ver ey çocukluğum!"
Doğmayan arkadaşlarının,
Doğmayacak kardeşlerinin adı olsun..
Her günbatımı kırılan hayallere atıf,
Ama ben kırmadım ki
Kitaplarda öğrensem herşeyi...
Masallarda yaşasam sadece olmaz mı
İçimdeki çocuk dirense, büyümese...
Sefil direnişimle her gece uykuya dalıp,
Sabaha başkaldırıyoruım: Ben yokum!
Kirli eller, kirli gözlerle değmeyin bana
Siftah edilmemiş riyalara el uzatıyor büyümeye çalışan yanım.
Kinayeli her söze şiirler yazıp, şiirler bozuyorum...
Satır aralarındayım
Ya bir kasabın elinde..Ya da
Bir şairin kaleminde.
Doğranıyorum lime lime bir şiire...
Yaralanıyor, kanıyorum
Yarattıkları dünyaya bir merdivenim ben
Dostluklar kırk takla atıyor yalanlara...
Alışacaksın ey uslanmaz çocuk.
Her söylenene inat daha çok sarılacaksın kendine.
Hayal kırıklığı,
Kalp kırıklığı
Kırılan onura yeğdir...
Tek başınasın asi yüreğim...
Kin tutmaz kanı pompala damarlarıma..
Maskeler takarak binlerce yüzü oynamaktansa
Kambur Zangoç olmalıyım
Karayı gözlere, sevdaya
Bir de geceye verdim...
Ne söze, ne de dostluğa vermedim.
Perdeler kapandı
Film bitti...
Su uyudu...Ben de...
Sıtmalı hayallere sürüklüyor gerçeğini ömrüm...
Sürükleniyor peşin sıra saklı duygular da...
Çakal sesine karıştı suyun sesi...
Ve Film bitti.
Su uyudu
Begonyaların küpelerinde takılı ilk sevgi gülümsüyor
Masum...Cürmüm kadar tutuşturdum yüreğimi.
Haykırıyorum isyan bayrağı elimde:
"Denizkabuklarına isimler ver ey çocukluğum!"
Doğmayan arkadaşlarının,
Doğmayacak kardeşlerinin adı olsun..
Her günbatımı kırılan hayallere atıf,
Ama ben kırmadım ki
Kitaplarda öğrensem herşeyi...
Masallarda yaşasam sadece olmaz mı
İçimdeki çocuk dirense, büyümese...
Sefil direnişimle her gece uykuya dalıp,
Sabaha başkaldırıyoruım: Ben yokum!
Kirli eller, kirli gözlerle değmeyin bana
Siftah edilmemiş riyalara el uzatıyor büyümeye çalışan yanım.
Kinayeli her söze şiirler yazıp, şiirler bozuyorum...
Satır aralarındayım
Ya bir kasabın elinde..Ya da
Bir şairin kaleminde.
Doğranıyorum lime lime bir şiire...
Yaralanıyor, kanıyorum
Yarattıkları dünyaya bir merdivenim ben
Dostluklar kırk takla atıyor yalanlara...
Alışacaksın ey uslanmaz çocuk.
Her söylenene inat daha çok sarılacaksın kendine.
Hayal kırıklığı,
Kalp kırıklığı
Kırılan onura yeğdir...
Tek başınasın asi yüreğim...
Kin tutmaz kanı pompala damarlarıma..
Maskeler takarak binlerce yüzü oynamaktansa
Kambur Zangoç olmalıyım
Karayı gözlere, sevdaya
Bir de geceye verdim...
Ne söze, ne de dostluğa vermedim.
Perdeler kapandı
Film bitti...
Su uyudu...Ben de...
16 Ocak 2009 Cuma
ZAMAN GÖÇ MEVSİMİNDE
Ağırlanıyor günler ve geceler
Ömürden ikramlarla...
Göç mevsimlerinde kuşların kanadında gidip geliyor ümit,
Kah baharda...Kah hazanda...
Ağırlanıyor günler ve geceler
Ateş yağmurundaki kentlere usulca ikram edilerek..
Bir gazel gibi düşüyor yüzün düşüncelerime
Sararmış, solmuş, darma dağınık...
Hani yoktu keder gündüz "hoş geldiğinde"...
Artık sitem kokuyor her çiçek
Toprağa damlayan bebeklerle...
Alıcı kuşların semahında ölüm.
Tanrıtanımaz gecelerde şehir..
Şehr-i kan,
Şehr-i candır,
Şehr-i Yar...
Gecelerde şehir,
Tanrıtanımaz...
Sınırların üstünde
Uçuşuyorken gül benizler
Güvercin olmuş yüreklerle,
Farid'in kemanı ağlıyor gecede...
Tellerinde, gözyaşının sesi ile
Bir konçerto...
Keman, gecenin kül renginde akıyor...
Kül, Ne siyah
Ne de beyaz...
Kül, yanmışlığın rengi...
Yanık türkü, yanık ekmek değil ki sevilsin,
Yanık bir şehir, yanan insan utançtan başka nedir!!!
Kül rengi...Kan rengi...
Renklerin adı,
Renklerin dili: Ölüm sarısı..Kül rengi...Kan rengi...
Zaman bugünü terk etti...
Dünü kirli bıraktı..Yarının da katl-i vacip...
İnsanlık göç mevsiminde
Ömürden ikramlarla...
Göç mevsimlerinde kuşların kanadında gidip geliyor ümit,
Kah baharda...Kah hazanda...
Ağırlanıyor günler ve geceler
Ateş yağmurundaki kentlere usulca ikram edilerek..
Bir gazel gibi düşüyor yüzün düşüncelerime
Sararmış, solmuş, darma dağınık...
Hani yoktu keder gündüz "hoş geldiğinde"...
Artık sitem kokuyor her çiçek
Toprağa damlayan bebeklerle...
Alıcı kuşların semahında ölüm.
Tanrıtanımaz gecelerde şehir..
Şehr-i kan,
Şehr-i candır,
Şehr-i Yar...
Gecelerde şehir,
Tanrıtanımaz...
Sınırların üstünde
Uçuşuyorken gül benizler
Güvercin olmuş yüreklerle,
Farid'in kemanı ağlıyor gecede...
Tellerinde, gözyaşının sesi ile
Bir konçerto...
Keman, gecenin kül renginde akıyor...
Kül, Ne siyah
Ne de beyaz...
Kül, yanmışlığın rengi...
Yanık türkü, yanık ekmek değil ki sevilsin,
Yanık bir şehir, yanan insan utançtan başka nedir!!!
Kül rengi...Kan rengi...
Renklerin adı,
Renklerin dili: Ölüm sarısı..Kül rengi...Kan rengi...
Zaman bugünü terk etti...
Dünü kirli bıraktı..Yarının da katl-i vacip...
İnsanlık göç mevsiminde
14 Aralık 2008 Pazar
AŞKIN AĞIDI
Geçmişti...
Dündü....
Ya da belki bir düştü aşk ağlarken..
Uzak geçmişim, çocukluğum henüz dünde,
Ürkek. ..
Dünüm ise asırlar öncesinden kadim bir sancıdır
Yüreğimi kanırtan.
Sevmemeli söylemeye korkarken...
Sevda "mertlik" der...
Ve sevda casaret ister..
Soluğun, sesin titrerken bile
Haykırışı ister...
Bir güne bir ömür sığdırdım
Ey Yar!
Kaç hayat yaşadım ben bile unuttum
Ve kaç ölüm...
Kelebeğin kanadında bir sedef duruştur aşk...
"Atlasın" sırtladığı dünya kadar ağır
Bu pahasız yük...
Böyle iken sadece ; "sevmek" diyorum,
Ve suya salınmış bir yaprak kadar ölümüne akış,
Süngülerin kızıla batmış gümüş parıltısında
Ağulu bir akış gibi...
"Seni sevmek" diyorum...
Sevdana tutundum bir kızıl gülün dikeninde.
Parmaklarım her bir dikene sevdalandı
Ben de onun kızılına...
Anların yüzyılında,
kirpiklerinden süzülür bir tek bakış,
Yazık bana...Bakma bana...
Yüreğimin her seslenişi derin bir suskunluk,
Ses yitimli çığlıklarımın vardığı "durak",
Yani sen...
Hadsiz zamanlarda buruk bir anıdır seni düşünmek...
"Hicret" diyor içimdeki ses..
"Zamandan geç.. Git" diyor...
Geç şehirlerden...İnsanlardan
Ve kendinden...
Geç hiç olmadık sevinçlerden...
Sahrada kum tanesi nedir ki?
Aşk ağıt yakar kendine,
Issız gecelerin rüzgarlarında...
Güneşi gördüğünde eriyen karların sesinde...
Her ayrı düşmüşlerin iç çekişlerinde,
Bir ağıttır aşk..
Gidiyorum ben ...
Suskunluğun çantasına kızıl gülleri,
Bir de senin adını koyarak..
Issızlığın sesini sana bıraktım...
Dündü....
Ya da belki bir düştü aşk ağlarken..
Uzak geçmişim, çocukluğum henüz dünde,
Ürkek. ..
Dünüm ise asırlar öncesinden kadim bir sancıdır
Yüreğimi kanırtan.
Sevmemeli söylemeye korkarken...
Sevda "mertlik" der...
Ve sevda casaret ister..
Soluğun, sesin titrerken bile
Haykırışı ister...
Bir güne bir ömür sığdırdım
Ey Yar!
Kaç hayat yaşadım ben bile unuttum
Ve kaç ölüm...
Kelebeğin kanadında bir sedef duruştur aşk...
"Atlasın" sırtladığı dünya kadar ağır
Bu pahasız yük...
Böyle iken sadece ; "sevmek" diyorum,
Ve suya salınmış bir yaprak kadar ölümüne akış,
Süngülerin kızıla batmış gümüş parıltısında
Ağulu bir akış gibi...
"Seni sevmek" diyorum...
Sevdana tutundum bir kızıl gülün dikeninde.
Parmaklarım her bir dikene sevdalandı
Ben de onun kızılına...
Anların yüzyılında,
kirpiklerinden süzülür bir tek bakış,
Yazık bana...Bakma bana...
Yüreğimin her seslenişi derin bir suskunluk,
Ses yitimli çığlıklarımın vardığı "durak",
Yani sen...
Hadsiz zamanlarda buruk bir anıdır seni düşünmek...
"Hicret" diyor içimdeki ses..
"Zamandan geç.. Git" diyor...
Geç şehirlerden...İnsanlardan
Ve kendinden...
Geç hiç olmadık sevinçlerden...
Sahrada kum tanesi nedir ki?
Aşk ağıt yakar kendine,
Issız gecelerin rüzgarlarında...
Güneşi gördüğünde eriyen karların sesinde...
Her ayrı düşmüşlerin iç çekişlerinde,
Bir ağıttır aşk..
Gidiyorum ben ...
Suskunluğun çantasına kızıl gülleri,
Bir de senin adını koyarak..
Issızlığın sesini sana bıraktım...
06 Temmuz 2008 Pazar
SİTEM
Gençtik...
Kapıları birbirimize zincirleyerek kapatırdık...
Ya siyahtı renkler....Ya sadece beyaz....
Gökkuşağı düşlerden de uzakta...
El uzatmaya korkarak, sevdiğimize dokunmaya korkarak,
Ve sevmeye korkarak kapıları değil, yüreğimizi zincirledik...
SEVDA küskün durur kapılarda...
Toyduk...
Kendimizi korumak adına; duvarlar ördük birbirimize...
Her el uzattığımızda dokunmak için çarptığımız duvarlardı...
"Özgürlük" dediğimiz kaçışlar ise, "Esaretimiz"...
KORKULAR aramızdaki duvarlarda...
Asiydik...
Kadere isyanla geçti kendimize yenilişler...
Sırtımızı dönüp gitmeler
Kadim bir yazının ilk satırıydı...
Ayrı yollardan gitsek de
Aynı kapıda buluşmak son satırımızdı...
VE YAŞAM, TAKİP ETTİĞİMİZ KADERİMİZDİ......
Kapıları birbirimize zincirleyerek kapatırdık...
Ya siyahtı renkler....Ya sadece beyaz....
Gökkuşağı düşlerden de uzakta...
El uzatmaya korkarak, sevdiğimize dokunmaya korkarak,
Ve sevmeye korkarak kapıları değil, yüreğimizi zincirledik...
SEVDA küskün durur kapılarda...
Toyduk...
Kendimizi korumak adına; duvarlar ördük birbirimize...
Her el uzattığımızda dokunmak için çarptığımız duvarlardı...
"Özgürlük" dediğimiz kaçışlar ise, "Esaretimiz"...
KORKULAR aramızdaki duvarlarda...
Asiydik...
Kadere isyanla geçti kendimize yenilişler...
Sırtımızı dönüp gitmeler
Kadim bir yazının ilk satırıydı...
Ayrı yollardan gitsek de
Aynı kapıda buluşmak son satırımızdı...
VE YAŞAM, TAKİP ETTİĞİMİZ KADERİMİZDİ......
04 Haziran 2008 Çarşamba
İŞGAL: VE SEHPADA SEVDA....
İnce ince sızıyor kan yaralarımdan...
Her günüm ölümcül bir sessizlikle geçiyor...
İşgal altındaki ruhum
Çelimsiz bir çocuk kadar savunmasız,
Dokunsan; yıkılacak !
Özgür bırak: Seni ve Beni..
Sen ve Ben "biz" olmadıkça özgürlük yok ikimize de..
Anlamıyor musun?
Kölelik zinciri boynumuzda bir kolye gibi parlar...
Bırak! Zaman gitsin...
Onunla bitti işimiz.
Zaman gitsin
Zaman, korkaklar için...
Zamanın gözüne mil çekeli çok oldu.
Bırak ikimizi de: Yani zamanı, bir de beni.
İltica ediyorum artık senden ...
Destursuz gelişinin utancı başından aşkın,
Zulmünde kan bulaştı tertemiz sevgiye...!
Alnına, kara çalındı aşkın...
Sevdam şimdi kıraç topraklara su niyetine akar;
Beni tüketen, toprağa rahmet olur mu?
Gün ortasında güneş parlardı bir o kadar,
Bir de benim gözlerim....
Ve o gözler bir utandığında yere usulca eğilir,
Bir de sevince....
Başım bu yüzden hep yerde, gözlerim gibi...
Her günüm ölümcül bir sessizlikle geçiyor...
İşgal altındaki ruhum
Çelimsiz bir çocuk kadar savunmasız,
Dokunsan; yıkılacak !
Özgür bırak: Seni ve Beni..
Sen ve Ben "biz" olmadıkça özgürlük yok ikimize de..
Anlamıyor musun?
Kölelik zinciri boynumuzda bir kolye gibi parlar...
Bırak! Zaman gitsin...
Onunla bitti işimiz.
Zaman gitsin
Zaman, korkaklar için...
Zamanın gözüne mil çekeli çok oldu.
Bırak ikimizi de: Yani zamanı, bir de beni.
İltica ediyorum artık senden ...
Destursuz gelişinin utancı başından aşkın,
Zulmünde kan bulaştı tertemiz sevgiye...!
Alnına, kara çalındı aşkın...
Sevdam şimdi kıraç topraklara su niyetine akar;
Beni tüketen, toprağa rahmet olur mu?
Gün ortasında güneş parlardı bir o kadar,
Bir de benim gözlerim....
Ve o gözler bir utandığında yere usulca eğilir,
Bir de sevince....
Başım bu yüzden hep yerde, gözlerim gibi...
Azatlık bir kuşum...
Salın beni...
Her seherde, kurtuluşu dilerken dualarımda,
Ne olur
Göç etsin sızılarım yaralarımdan,
Aşk zindanında zincire vurulmuş "sen" ve "ben"...
Tek yürek olmadıkça ,
bedenler savruk yaşar...
Gözlerimle bile dokunmaya kıyamadığım
Ya bir insandı,
Ya da hayatın ta kendisi...
İkisi de avuçlarımdan öylece kayıp gitti...
Ve ben can alan yanlızlığa
Daha ne kadar bedel ödemeliyim?
Kaç esrarlı gecede gizli düşlere dalmalıyım...
Seni düşündükçe daha ne kadar çizgiler eklemeliyim yüzüme...
Ve Hüznün, denize karşı içilen bir cigara dumanı gibi içimde...
Ve "tövbe" diyeli nice olmuşken...
Yoksun...
Gittin...
Giderken de beni bana bıraktın...
Herşeyi götürürken yanında
Bu insafsızlıktı...
Hayatıma anlam katan nice götürülmüşlükler,
Bırakılmışlıklar vardı.
Ama sen en insafsızıydın: Bana "beni" bıraktın...
İtiraflara götürüldüm, en mahmur gecede...
Gönüllü bir itirafçıyım: İhanet ettim kendime ...
Oysaki itiraflar kılavuzdu bazan...
Gizlediklerin sözcüklere dökülünce, yollar açılır
Adımlar atılır...
Ve bir kurtuluştur itiraf ...
Benim ise, idam fermanım.
İtirafım;
Celladım...
Sehpadayım...
07 Mayıs 2008 Çarşamba
Direniş
Suyu tükenmiş kuyulara attım sensizliği,
Kör ocaklarda yaktım hasreti...
Sancılı gün doğumlarının feryadında
Umuda yeni isimler verdim tan vakitlerinde...
Hiç bir sesin ünlemediği, hiç bir kulağın duymadığı
Ötelerden, gaybtan, asi şafaklardan
Gelir bir ses...Direniş başlar...
Hayat denen şu meydan savaşında
Cephenin gerisinde durmak mı direniş...
İçindeyim,
Herşeyimle bu savaşın arzındayım.
Korkmuyorum senden
Direniyorum ey sabrımın deccali.
Gözlerimden akıtarak kanımı
Düşleri besliyorum yarınlara gerçek diye.
Ölüm, direniştir en az yaşamak kadar...
Onur kalelerinin en sonu düşene kadar...
Aşk kalesininin bayrağı yakılana kadar...
İnsanlık kanlı tırnaklarda can vermeden,
Direniş türküleri söylemeli...
Aşk için, umut için, mertlik için...
Ne var ki,
Yüreğim ayaklar altında linç edimekte...
Kehribar bakışlı yarin cellat ayakları,
Kibir ordusunda muzaffer gider...
Gece karanlığında at sürerim yaralı...
Yelelerinden ateş damlar.
Diz çöküp çaldığım
Kapanmış Merhamet kapıları aralanır
İhanet sarısı gözler bakar
Ben,
Kin kızılına razıyım...
Söğüdü omuzlarında taşıyan yar,
Cesaretin kara gözleriyle bak gözbebeklerime.
Gönül gözlerim sürmeli,ayaklar altında linçteyim...
Acı sözün açtığı yarayı, toprak kapatır ancak...
Akan her kanın,
Terin her damlası ihanet toprağına aktı mı bir kere
Bastığın yer bataklıktır artık,
Toprak değil...
Toprağın suya en doygunu bir otu bile bitirmez bağrında;
SEN GİBİ...
Sırtımı dönmeye korkmadan,
Yürüyorum.
Gözlerime bakarak vurmaktan korkana
Cesaret versin diyedir ardımı bu dönüş.
Yürüyorum...
Hadi Vur
KORKMA...!
Kör ocaklarda yaktım hasreti...
Sancılı gün doğumlarının feryadında
Umuda yeni isimler verdim tan vakitlerinde...
Hiç bir sesin ünlemediği, hiç bir kulağın duymadığı
Ötelerden, gaybtan, asi şafaklardan
Gelir bir ses...Direniş başlar...
Hayat denen şu meydan savaşında
Cephenin gerisinde durmak mı direniş...
İçindeyim,
Herşeyimle bu savaşın arzındayım.
Korkmuyorum senden
Direniyorum ey sabrımın deccali.
Gözlerimden akıtarak kanımı
Düşleri besliyorum yarınlara gerçek diye.
Ölüm, direniştir en az yaşamak kadar...
Onur kalelerinin en sonu düşene kadar...
Aşk kalesininin bayrağı yakılana kadar...
İnsanlık kanlı tırnaklarda can vermeden,
Direniş türküleri söylemeli...
Aşk için, umut için, mertlik için...
Ne var ki,
Yüreğim ayaklar altında linç edimekte...
Kehribar bakışlı yarin cellat ayakları,
Kibir ordusunda muzaffer gider...
Gece karanlığında at sürerim yaralı...
Yelelerinden ateş damlar.
Diz çöküp çaldığım
Kapanmış Merhamet kapıları aralanır
İhanet sarısı gözler bakar
Ben,
Kin kızılına razıyım...
Söğüdü omuzlarında taşıyan yar,
Cesaretin kara gözleriyle bak gözbebeklerime.
Gönül gözlerim sürmeli,ayaklar altında linçteyim...
Acı sözün açtığı yarayı, toprak kapatır ancak...
Akan her kanın,
Terin her damlası ihanet toprağına aktı mı bir kere
Bastığın yer bataklıktır artık,
Toprak değil...
Toprağın suya en doygunu bir otu bile bitirmez bağrında;
SEN GİBİ...
Sırtımı dönmeye korkmadan,
Yürüyorum.
Gözlerime bakarak vurmaktan korkana
Cesaret versin diyedir ardımı bu dönüş.
Yürüyorum...
Hadi Vur
KORKMA...!
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)