Sustum...
Seni gördüm...
Ve sustum...
Çünkü sözler çaresizdi karşında .
Gözlerin o kadar şey anlatıyorken sözlerin anlamı nedir ki?
Çaresizim der gözlerin.
Ben de çaresizce bakarım.
Gözlerin der ki kimileyin ; sen sözcüklerin tükendiği yersin.
Sen ise benim
Yaşamak isteyip de yaşayamayacağımsın.
Benim Çaresizliğim...
Suskunluğum...
Tükenmiş sözlerimsin...
Gözlerim gözlerine değmeye utanıyorken,
yolumu her aradığımda,
Önce gözlerine uğradığımsın.
Bütün yollar seninle çiziliyorsa, sözcükler nedir ki???
Yollarım güneşte önüm sıra uzayan gölgen,
rüzgarın getirdiği kokundur...
Sahipsiz mektuplar gibi kimsesiz
Sustum.......
Öyle susmalar var ki nice çığlıklara bedel.
Sağır eder o sessizlik.
Acıların siyahını giydirecek kadar yaslı bırakır insanı.
Çaresizlikle sarmaş-dolaş,
Hırçın bir rüzgarla çarparsın hep kendine.
Sen aynamsın sürekli yüzleştiğim,
Ardı simsiyah sırlanmış.
Ruhumuz hep ayın diğer yüzü; karanlık...
Bir çingene kadının çatlak sesindeki isyan ve acıya bedeldir
suskunluk,
Yüreğini kanatır...
Nice ağıtları yaktıracak kadar kanatır üstelik.
Gözlerimiz birbirine değdiği an,
Susmaların başladığı an,
Ağıtların başladığı an.
Aynadaki sırrımsın benim...
Sustum... SENDEYİM.
02 Aralık 2007 Pazar
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
0 yorum:
Yorum Gönder