20 Aralık 2007 Perşembe

çaresizlik nedir

çaresizliği sormalı insana nedir diye?
en yakınında duruyorken ve neredeyse nefesini hissedecek kadar yakınındayken sevgili ,ona en yabancı olmak mı?
bir ananın saçlarından ve yüreğinden koparırcasına parmaklarından, tırnaklarından akan kanla
evladını toprağa yolculayışı mıdır?..
ya da, yitirdiği yılları saçlarındaki aklarla saymaya çalışmak mı yoksa...
Çaresizlik nedir acaba? Her gündönümünde sıraladığın pişmanlıklar mı?
En çaresizlik nedir? gençliğin hoyrat ellerde çürüyüşümüdür, sahipsizliğin kar soğuğunda...
kaderin avucuna bıraktığı yaşanmışlıklar ve yaşanacak olanlara boyun eğiş mi ?
ve bilerek,
ve görerek,
kaybedeceğini bile bile tutuşulan ladeste kırılan kemiğin, elinde kalan parçası mı
hayatın karşısında hiç bir hükmünün olmadığını bilebilmek mi...
herşey deli bir anafor da yitip gidiyorken tutunacak bir dal bile bulamamak mıdır yoksa..
ve dostun gözbebeğine bakarken anlamak ve anlaşılmak için,
karanlıktan öte bişey görememek anı mıdır çaresizlik...
Bombalanan bir kentin en seveni olup da, onun için savaşamamak ve üstelik terkedememek mi...
"herşeye rağmen"ler üzerine kurup, yarınının üzerine basıp geçerek onu dün etmek mi..
çaresizlik; bir temmuz sıcağında güneşin alnına terk edilen buzun hali olsa gerektir...
bir selin önüne kattığı tomurcuk yüklü dalların ağacı olmak belki ...
Belki de çaresizlik, Dahok'ta bir çocuk olsa gerek .
kim bilir sınırların çizgisidir belki de...kesen, ayıran.
eylül de ağustos böceklerinin yalnızlık şarkısındaki hazin ötüş müdür;
çaresizlik, sabahın 3'ünde güne hazırlanırken, akşamı görmek midir yoksa....
söyle! Çaresizlik nedir?
kaçmak isteyip de kaçamamak, onsuz yaşamak zorunda oluşlar mı...
bulup da kaybedişler mi.. hayatından çıkarmak için onu kendi ellerinle gönderişler mi...
Hangisi?
Çaresizlık nedir? Söyle.
Aslan pençesindeki yaralı bir ceylanın gözleri mi... Nedir???

15 Aralık 2007 Cumartesi

Yitiriş

Düşlerimi bırakıp yatağımda
Gecenin koynuna girerim
Uykudan azade, geceye esir...
Gecenin serin elleri bir ölüme dokunur, bir düşlerime.
Bulutlarla taçlanmış ay,
Bir gök yağar, bir ben.
Dumanlanan gözlerle
Seyr eylerim ıssız geceyi,
Gece ruhum kadar ıssız...
Issızlık, öksüzlük gibi bir şey,
Kimsesizliğe eş...
Öksüzüm.
Kuytularda kalmışım.
Kör ocaklarda...
En kuytuda yitirilmişim.
Düşlerle birlikte kurşunlanmışım "faili meçhul".
Bir ben şahit,
Bir de gece.
Ne var ki en ıssızlardayım.
Gece kör, gece sağır
Yarin elleri en uzaklara dokunur.
Kan revan düşler.
En çocuk düşlerde vurulurum.
Salma beni ıssızlara,
Bırakma beni...
Tut ellerimi.
Bana geri ver düşlerimi

Vuslat

Bir yanım gece,
siyaha tutkulu.
Yar, gecenin zulasında.
Keşlerin kol gezdiği izbelerde hasret.
Sevdanın karası bulaşır
gözlerime sürmelenir,
Şafağa bakar,
bakar da yanarım.

Bir yanım gündüz telli duvaklı.
Telaşlı bulutlar gibi yüreğim kıpır-kıpır.
Can parçasını görür de
gözlerimden tutuşurum,
değemem
ne ellerine
ne de saçının bir tek teline.

iki umutsuz aşıktır, geceyle gündüz.
Şafak, geceyle gündüzün gerdeği;
vuslata erdiği.
gecenin, gündüze dokunduğu yerdir şafak.
gece gündüze değende,
yasaktan da yasak bu sevdayla yanar
şafakları kıskanırım,

Seherlerde bir bozlaktır kalp ağrım...

12 Aralık 2007 Çarşamba

Çığlık

Bakışların değdiğinde,
Yeniden biçimlenir gözlerimde hayat
Ve bütün renkler henüz boyanmış gibi soluğunda:
Sıcak...
Sesin, bir martı çığlığıdır;
Bütün denizleri çağıran.
Hüzün koyuna çekilmiş
Yanlız bir gemi,
Geceleri gündüzlerinden uzun sevgili...

Neyden gelen içli bir soluktur sesin,
Gidilmedik bozkır bırakmaz.
Boynu bükük bir gelincik gibi,
Dağılır yapraklarım, gidilmedik bozkır bırakmaz.

En derin denizlerin istiridyesi
İnciye çağırır kum tanesini.
Çöller incilere gebe,
Denizler çölleri çağırır,
Ben seni...
Martıların çığlığına, çığlığım karışır.
Ruhum giyinir sensizlik tenini.
çöllerden de sessiz kalmışım şimdi
bir ıssız geceyim.
Ayazdayım, üşüyorum. Tut ellerimi.

Sevdam martıların çığlığında,

02 Aralık 2007 Pazar

Susmaların Başladığı

Sustum...
Seni gördüm...
Ve sustum...
Çünkü sözler çaresizdi karşında .
Gözlerin o kadar şey anlatıyorken sözlerin anlamı nedir ki?
Çaresizim der gözlerin.
Ben de çaresizce bakarım.
Gözlerin der ki kimileyin ; sen sözcüklerin tükendiği yersin.

Sen ise benim
Yaşamak isteyip de yaşayamayacağımsın.
Benim Çaresizliğim...
Suskunluğum...
Tükenmiş sözlerimsin...
Gözlerim gözlerine değmeye utanıyorken,
yolumu her aradığımda,
Önce gözlerine uğradığımsın.
Bütün yollar seninle çiziliyorsa, sözcükler nedir ki???

Yollarım güneşte önüm sıra uzayan gölgen,
rüzgarın getirdiği kokundur...
Sahipsiz mektuplar gibi kimsesiz
Sustum.......
Öyle susmalar var ki nice çığlıklara bedel.
Sağır eder o sessizlik.
Acıların siyahını giydirecek kadar yaslı bırakır insanı.
Çaresizlikle sarmaş-dolaş,
Hırçın bir rüzgarla çarparsın hep kendine.
Sen aynamsın sürekli yüzleştiğim,
Ardı simsiyah sırlanmış.
Ruhumuz hep ayın diğer yüzü; karanlık...
Bir çingene kadının çatlak sesindeki isyan ve acıya bedeldir
suskunluk,
Yüreğini kanatır...
Nice ağıtları yaktıracak kadar kanatır üstelik.

Gözlerimiz birbirine değdiği an,
Susmaların başladığı an,
Ağıtların başladığı an.
Aynadaki sırrımsın benim...

Sustum... SENDEYİM.