30 Mart 2008 Pazar

ESİNTİ

Yürek nasıl estirdiyse öyle yaşamalı hayatı.
Kah asi, kah köleden de köle.
Kah Dimdik; meydan okurcasına,
Kah ezik; nefes bile almaktan acizcesine...
Yaşam; en kuytulara inmek olmalı, korkunun kol gezdiği o yerlerde.
En derinde dibe vurmalı...
En derinde vurgunu yiyecek kadar kör kütük olmalı yaşamak.
Bazan da bir çocuk bakışındaki saflıkta yok olmayı isteyecek kadar hesapsız olmalı,
Bir "şeker gülüşe" aldanacak kadar olunmalı hatta...
Aaaaaaaaaah! Ya sonraları.
Sonraları ne yapmalı...
Gitmeler eğer bir geceyse ... O geceye gidebilmeli.
Bazan bir sevgilinin gözüdür o gece...
Bazan bir korkusuz yürek..
Ve Bazan da yaşamın bittiği yer ise o gece, gitmeli geceye...
Hayatı nasıl gördüysem sevdiklerim benim için öyleydi:
Ya "hep" vardılar... Ya da "hiç" yoktular.
Ama vazgeçilmezlerimdi onlar.
Çünkü var olan herşeyim tezatlarıyla anlamlıydı.
Aşk ihanetle sınandı...
Dost vefasızlıkla...
Gülüşler gözyaşıyla sınandı.
Ümidim korkuyla sınandı...
Bulduğumu sandıklarım...
Onlarsa yitirişlerle, gitmelerle sınandı.
Tezatlar hep vardı ve en anlamlı olanlar onlardı.

1 yorum:

Adsız dedi ki...

merhaba Şengül Teyze,
Duygular ancak bu kadar sıcak anlatılabilirdi. Ses uyumu ve biçimsel olarak alışılmışın dışında bir düzeniniz göze çarpıyor dersem ukalalık yapmış olur muyum :))) Gençliğime verin...
Saygılarımla... Z.Yağız SUBAŞI