Her günüm ölümcül bir sessizlikle geçiyor...
İşgal altındaki ruhum
Çelimsiz bir çocuk kadar savunmasız,
Dokunsan; yıkılacak !
Özgür bırak: Seni ve Beni..
Sen ve Ben "biz" olmadıkça özgürlük yok ikimize de..
Anlamıyor musun?
Kölelik zinciri boynumuzda bir kolye gibi parlar...
Bırak! Zaman gitsin...
Onunla bitti işimiz.
Zaman gitsin
Zaman, korkaklar için...
Zamanın gözüne mil çekeli çok oldu.
Bırak ikimizi de: Yani zamanı, bir de beni.
İltica ediyorum artık senden ...
Destursuz gelişinin utancı başından aşkın,
Zulmünde kan bulaştı tertemiz sevgiye...!
Alnına, kara çalındı aşkın...
Sevdam şimdi kıraç topraklara su niyetine akar;
Beni tüketen, toprağa rahmet olur mu?
Gün ortasında güneş parlardı bir o kadar,
Bir de benim gözlerim....
Ve o gözler bir utandığında yere usulca eğilir,
Bir de sevince....
Başım bu yüzden hep yerde, gözlerim gibi...
Azatlık bir kuşum...
Salın beni...
Her seherde, kurtuluşu dilerken dualarımda,
Ne olur
Göç etsin sızılarım yaralarımdan,
Aşk zindanında zincire vurulmuş "sen" ve "ben"...
Tek yürek olmadıkça ,
bedenler savruk yaşar...
Gözlerimle bile dokunmaya kıyamadığım
Ya bir insandı,
Ya da hayatın ta kendisi...
İkisi de avuçlarımdan öylece kayıp gitti...
Ve ben can alan yanlızlığa
Daha ne kadar bedel ödemeliyim?
Kaç esrarlı gecede gizli düşlere dalmalıyım...
Seni düşündükçe daha ne kadar çizgiler eklemeliyim yüzüme...
Ve Hüznün, denize karşı içilen bir cigara dumanı gibi içimde...
Ve "tövbe" diyeli nice olmuşken...
Yoksun...
Gittin...
Giderken de beni bana bıraktın...
Herşeyi götürürken yanında
Bu insafsızlıktı...
Hayatıma anlam katan nice götürülmüşlükler,
Bırakılmışlıklar vardı.
Ama sen en insafsızıydın: Bana "beni" bıraktın...
İtiraflara götürüldüm, en mahmur gecede...
Gönüllü bir itirafçıyım: İhanet ettim kendime ...
Oysaki itiraflar kılavuzdu bazan...
Gizlediklerin sözcüklere dökülünce, yollar açılır
Adımlar atılır...
Ve bir kurtuluştur itiraf ...
Benim ise, idam fermanım.
İtirafım;
Celladım...
Sehpadayım...
0 yorum:
Yorum Gönder