Yürek nasıl estirdiyse öyle yaşamalı hayatı.
Kah asi, kah köleden de köle.
Kah Dimdik; meydan okurcasına,
Kah ezik; nefes bile almaktan acizcesine...
Yaşam; en kuytulara inmek olmalı, korkunun kol gezdiği o yerlerde.
En derinde dibe vurmalı...
En derinde vurgunu yiyecek kadar kör kütük olmalı yaşamak.
Bazan da bir çocuk bakışındaki saflıkta yok olmayı isteyecek kadar hesapsız olmalı,
Bir "şeker gülüşe" aldanacak kadar olunmalı hatta...
Aaaaaaaaaah! Ya sonraları.
Sonraları ne yapmalı...
Gitmeler eğer bir geceyse ... O geceye gidebilmeli.
Bazan bir sevgilinin gözüdür o gece...
Bazan bir korkusuz yürek..
Ve Bazan da yaşamın bittiği yer ise o gece, gitmeli geceye...
Hayatı nasıl gördüysem sevdiklerim benim için öyleydi:
Ya "hep" vardılar... Ya da "hiç" yoktular.
Ama vazgeçilmezlerimdi onlar.
Çünkü var olan herşeyim tezatlarıyla anlamlıydı.
Aşk ihanetle sınandı...
Dost vefasızlıkla...
Gülüşler gözyaşıyla sınandı.
Ümidim korkuyla sınandı...
Bulduğumu sandıklarım...
Onlarsa yitirişlerle, gitmelerle sınandı.
Tezatlar hep vardı ve en anlamlı olanlar onlardı.
30 Mart 2008 Pazar
SEVDA
Yaprağın sevdasıdır rüzgar
Ona her değdiğinde titrer.
NE BİLSİN ,
Güzün estiğinde koparıp atar, yerlerdedir.
İpekböceğinin sevdasıdır kelebek.
NE BİLSİN,
bedenine ördüğü ipek, ölümüne kefendir...
Pervanenin sevdasıdır ateş
Ona her değdiğinde alev alevdir.
NE BİLSİN
Yandıkça yanar, bir de bakar küldedir.
Gönül bir serseri mayın,
Değdiğinde paramparça,
Uçuşan can parçalarıdır.
NE BİLSİN,
Sevgili bir bilinmez cellat
Sevdasına diyettir...
Ona her değdiğinde titrer.
NE BİLSİN ,
Güzün estiğinde koparıp atar, yerlerdedir.
İpekböceğinin sevdasıdır kelebek.
NE BİLSİN,
bedenine ördüğü ipek, ölümüne kefendir...
Pervanenin sevdasıdır ateş
Ona her değdiğinde alev alevdir.
NE BİLSİN
Yandıkça yanar, bir de bakar küldedir.
Gönül bir serseri mayın,
Değdiğinde paramparça,
Uçuşan can parçalarıdır.
NE BİLSİN,
Sevgili bir bilinmez cellat
Sevdasına diyettir...
27 Mart 2008 Perşembe
Kalenin Ardındayım
"Kalenin ardındaki sesim ben"
surların ardında esir olanım.
bırakın orada kalayım,
sadece rüzgarlarla dost kalsın nefesim.
üzerimdeki zırhlar yeter beni ezmeye.
ya dokunurlarsa ruhuma, ya hoyrat eller avuçlarsa yüreğimi,
yanarım sonra.
burçlar dumanlanır da
gazaba gelir bulutlar...
En olmadık saatlerin akrebiyim.
Bazan da zamanı aşıp gelen bir yelkovan...
Ben bana ulaşamam.
Kayıp bir görüntüyüm.
Rüzgar ve nefes kadar, bir de burçlardaki duman kadarım.
Sonsuzluğu barındırır nefesim.
Her cana sevdalı.
Sesim ben. dağlardan geri dönerim yankı-yankı.
Her kadının yüreğindeki sevdanın ağrısı,
Her yitirilmişe dökülen gözyaşıyım...
Kalenin ardındaki bir sesten ibaretim ben.
surların ardında esir olanım.
bırakın orada kalayım,
sadece rüzgarlarla dost kalsın nefesim.
üzerimdeki zırhlar yeter beni ezmeye.
ya dokunurlarsa ruhuma, ya hoyrat eller avuçlarsa yüreğimi,
yanarım sonra.
burçlar dumanlanır da
gazaba gelir bulutlar...
En olmadık saatlerin akrebiyim.
Bazan da zamanı aşıp gelen bir yelkovan...
Ben bana ulaşamam.
Kayıp bir görüntüyüm.
Rüzgar ve nefes kadar, bir de burçlardaki duman kadarım.
Sonsuzluğu barındırır nefesim.
Her cana sevdalı.
Sesim ben. dağlardan geri dönerim yankı-yankı.
Her kadının yüreğindeki sevdanın ağrısı,
Her yitirilmişe dökülen gözyaşıyım...
Kalenin ardındaki bir sesten ibaretim ben.
26 Mart 2008 Çarşamba
Hasret
Hasretin adı dağ başlarında konmuştur...
ilk orada tüttü dumanı.
Kimsesiz ıssız rüzgarlar fısıldadı adını
O yüzden hasret serindir bazan,
Yüreğini buz tutturur.
Uçsuz yaylaların üstünde eser bir de...
Kavruk otların cılız hışırtısı tırmalar yüreğini...
Yar hasreti öyle birşey işte...
Köy meydanlarında
gün solarken
kızıllığı bir duvarlara vurur, bir de dağlara...
Bir de,
yüreğinin üstüne...
Yaban ellerinde hüznün bir başka adıdır gün batımı.
Hasret kızıllığını da işte orada alır.
İnceden inceye sızar gözlerine.
Kısılır, kirpik kirpiğe değer,
Direnir gözyaşları, gider de
kana döner akar içine içine...
Bir el uzatsan değeceksin.
Ama parmaklar avucuna mahpuslanır..
Yar bir el uzaklığında, elden de ötedir.
Yüreğin buz tutar...
Kan içine akar,
Hasret işte böyle bir şeydir.
ilk orada tüttü dumanı.
Kimsesiz ıssız rüzgarlar fısıldadı adını
O yüzden hasret serindir bazan,
Yüreğini buz tutturur.
Uçsuz yaylaların üstünde eser bir de...
Kavruk otların cılız hışırtısı tırmalar yüreğini...
Yar hasreti öyle birşey işte...
Köy meydanlarında
gün solarken
kızıllığı bir duvarlara vurur, bir de dağlara...
Bir de,
yüreğinin üstüne...
Yaban ellerinde hüznün bir başka adıdır gün batımı.
Hasret kızıllığını da işte orada alır.
İnceden inceye sızar gözlerine.
Kısılır, kirpik kirpiğe değer,
Direnir gözyaşları, gider de
kana döner akar içine içine...
Bir el uzatsan değeceksin.
Ama parmaklar avucuna mahpuslanır..
Yar bir el uzaklığında, elden de ötedir.
Yüreğin buz tutar...
Kan içine akar,
Hasret işte böyle bir şeydir.
Beyazda Bir Sevda
Beyazda Bir Sevda Kuşu
Kar kokuyor koca şehir.
Buzul bir sessizlikte, beyaz bir tüle bürünürek
Akar gözlerime
Şehir duvaklı bir gelin
Kar taneleri ise senin ellerin,
Dokunur yüzüme.
Beyaza akar düşüncelerim,
Bilirim, kar en beyaz umuttur bahara...
Var say ki gökten düşeniz,
Beyaza kesilmişiz.
Döne döne bir semahta
Aşk kesilmişiz.
Kar sen kokuyor. Koca şehir kar kokuyor.
Sana olan hasretim beyaz gecelerde saklanır.
Kar, sevdaların en beyazıdır...
Seni çağırır gibi uğultulu,
Bir şarkının melodisi gibi ezik
Dokunur kar yüzüme, gözüme
Serçelerin telaşında,
Coşkulu, çocuksu sevinçleri yanağıma bir gamze gibi kondurur.
Pamuk şekerlerinin tadında sevinçlerim.
Seni görünce binlerce kırlangıç
Kanat çırpar yüreğimde.
Gel savrulalım karla birlikte...
Erimekse eriyelim ilk güneşli günde...
Korkmadan de ki: Seviyorum seni,
Bırak şahidimiz olsunlar,
İlk güneşte erimekse karın sonu varsın biz de eriyelim seninle.
Belki son kıştı yaşadığımız.
Belki göreceğimiz bahar da son...
Bu yüzden duymalıyım, kırlangıç kanatlarında yüreğinin sesini...
Bırak bütün yasakları, o en güzel iki sözcüğü söyle sevgili.
Ya dünyanın en son günündeysek,
En son kar tanesi belki yağan.
Son kalan kırlangıç kanat çırpacaksa baharda.
Yani en sonsak...
Sadece "seni seviyorum" de...
Ertelenenler, pişmanlıkların bir başka adı olur sonra,
Bunu bize yapma...
Ben diyorum ki:
"Seni seviyorum kar kokulu sevgili"...
Kınanmayı alıyorum yüzüme.
Bütün ayıplanmalar benim olsun.
Ayazı kıskandıran sözler
Varsın ruhumda buz tutsun.
Korkmadan,
Utanmadan diyorum ki:
Seviyorum seni "kar taneleri kadar"...
Sen ise bana fısılda:
Seviyorum seni "sadece kar tanesi kadar"...
Kar kokuyor koca şehir.
Buzul bir sessizlikte, beyaz bir tüle bürünürek
Akar gözlerime
Şehir duvaklı bir gelin
Kar taneleri ise senin ellerin,
Dokunur yüzüme.
Beyaza akar düşüncelerim,
Bilirim, kar en beyaz umuttur bahara...
Var say ki gökten düşeniz,
Beyaza kesilmişiz.
Döne döne bir semahta
Aşk kesilmişiz.
Kar sen kokuyor. Koca şehir kar kokuyor.
Sana olan hasretim beyaz gecelerde saklanır.
Kar, sevdaların en beyazıdır...
Seni çağırır gibi uğultulu,
Bir şarkının melodisi gibi ezik
Dokunur kar yüzüme, gözüme
Serçelerin telaşında,
Coşkulu, çocuksu sevinçleri yanağıma bir gamze gibi kondurur.
Pamuk şekerlerinin tadında sevinçlerim.
Seni görünce binlerce kırlangıç
Kanat çırpar yüreğimde.
Gel savrulalım karla birlikte...
Erimekse eriyelim ilk güneşli günde...
Korkmadan de ki: Seviyorum seni,
Bırak şahidimiz olsunlar,
İlk güneşte erimekse karın sonu varsın biz de eriyelim seninle.
Belki son kıştı yaşadığımız.
Belki göreceğimiz bahar da son...
Bu yüzden duymalıyım, kırlangıç kanatlarında yüreğinin sesini...
Bırak bütün yasakları, o en güzel iki sözcüğü söyle sevgili.
Ya dünyanın en son günündeysek,
En son kar tanesi belki yağan.
Son kalan kırlangıç kanat çırpacaksa baharda.
Yani en sonsak...
Sadece "seni seviyorum" de...
Ertelenenler, pişmanlıkların bir başka adı olur sonra,
Bunu bize yapma...
Ben diyorum ki:
"Seni seviyorum kar kokulu sevgili"...
Kınanmayı alıyorum yüzüme.
Bütün ayıplanmalar benim olsun.
Ayazı kıskandıran sözler
Varsın ruhumda buz tutsun.
Korkmadan,
Utanmadan diyorum ki:
Seviyorum seni "kar taneleri kadar"...
Sen ise bana fısılda:
Seviyorum seni "sadece kar tanesi kadar"...
Keşke
seni sevmekten vazgeçemem...
vazgeçmek demek, kendimi inkar etmek demek.
vazgeçmek; bütün inançları
ve
kutsanmışları ayaklar altına almak demek...
Memedeki sabiyi ateşlere atmaktır vazgeçmek.
Gözlerimdeki ışık söner senden vazgeçersem.
Bütün sesler yiter. Bütün renkler biter. Dinmeyen fırtınalar başlar denizlerde.
Gemiler batar, balıklar bile boğulur.
Yaşam sevincim, gün ışığım,
Bütün günler ve geceler sadece senle varken,
Vazgeçemem sevgili seni sevmekten.
Kader, seni sevmek ...
Ve onun alnıma yazdıklarıdır.
Vazgeçmek kaderi inkar...
Senle "bir" olmaya yazılmışım.
Önce düşlerde söz vermişim seni sevmeye..
Gözyaşlarımla mühürledim bu yemini.
Senden vazgeçmek var olmaktır, ben seninle yok olmayı seçmişim.
Zamanın olmadığı mekansızlıkta sana verdiğim sözdeyim.
vazgeçmek demek, kendimi inkar etmek demek.
vazgeçmek; bütün inançları
ve
kutsanmışları ayaklar altına almak demek...
Memedeki sabiyi ateşlere atmaktır vazgeçmek.
Gözlerimdeki ışık söner senden vazgeçersem.
Bütün sesler yiter. Bütün renkler biter. Dinmeyen fırtınalar başlar denizlerde.
Gemiler batar, balıklar bile boğulur.
Yaşam sevincim, gün ışığım,
Bütün günler ve geceler sadece senle varken,
Vazgeçemem sevgili seni sevmekten.
Kader, seni sevmek ...
Ve onun alnıma yazdıklarıdır.
Vazgeçmek kaderi inkar...
Senle "bir" olmaya yazılmışım.
Önce düşlerde söz vermişim seni sevmeye..
Gözyaşlarımla mühürledim bu yemini.
Senden vazgeçmek var olmaktır, ben seninle yok olmayı seçmişim.
Zamanın olmadığı mekansızlıkta sana verdiğim sözdeyim.
13 Mart 2008 Perşembe
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)