Suyu tükenmiş kuyulara attım sensizliği,
Kör ocaklarda yaktım hasreti...
Sancılı gün doğumlarının feryadında
Umuda yeni isimler verdim tan vakitlerinde...
Hiç bir sesin ünlemediği, hiç bir kulağın duymadığı
Ötelerden, gaybtan, asi şafaklardan
Gelir bir ses...Direniş başlar...
Hayat denen şu meydan savaşında
Cephenin gerisinde durmak mı direniş...
İçindeyim,
Herşeyimle bu savaşın arzındayım.
Korkmuyorum senden
Direniyorum ey sabrımın deccali.
Gözlerimden akıtarak kanımı
Düşleri besliyorum yarınlara gerçek diye.
Ölüm, direniştir en az yaşamak kadar...
Onur kalelerinin en sonu düşene kadar...
Aşk kalesininin bayrağı yakılana kadar...
İnsanlık kanlı tırnaklarda can vermeden,
Direniş türküleri söylemeli...
Aşk için, umut için, mertlik için...
Ne var ki,
Yüreğim ayaklar altında linç edimekte...
Kehribar bakışlı yarin cellat ayakları,
Kibir ordusunda muzaffer gider...
Gece karanlığında at sürerim yaralı...
Yelelerinden ateş damlar.
Diz çöküp çaldığım
Kapanmış Merhamet kapıları aralanır
İhanet sarısı gözler bakar
Ben,
Kin kızılına razıyım...
Söğüdü omuzlarında taşıyan yar,
Cesaretin kara gözleriyle bak gözbebeklerime.
Gönül gözlerim sürmeli,ayaklar altında linçteyim...
Acı sözün açtığı yarayı, toprak kapatır ancak...
Akan her kanın,
Terin her damlası ihanet toprağına aktı mı bir kere
Bastığın yer bataklıktır artık,
Toprak değil...
Toprağın suya en doygunu bir otu bile bitirmez bağrında;
SEN GİBİ...
Sırtımı dönmeye korkmadan,
Yürüyorum.
Gözlerime bakarak vurmaktan korkana
Cesaret versin diyedir ardımı bu dönüş.
Yürüyorum...
Hadi Vur
KORKMA...!
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)